Kısalan günler: Loğusa ziyaretine el yapımı bir mum götürmek

Ekim’in ortasında saat beşte hava kararır ve yeni doğum yapmış bir kadının evi erken akşamlara girer. O eve elinizde ne götürürsünüz? Annemin Konya’ya getirdiği kavanoz mumdan, kendi ellerimle döktüğüm ilk mumlara: Loğusaya götürülen en eski hediyenin neden ışık olduğu üzerine.

Yazan: Merve Çokal Doğan · · 3 dk okuma

Loş bir mutfak masasında krem renkli el yapımı bir kavanoz mum yanıyor; yanında keten bir bez, kurutulmuş lavanta ve bir bardak çay

Süleyman Taha Ekim’de doğdu ve o yılın Ekim’i erken karardı. Konya’daki evimizde saat beşte perdeler kapanıyor, saat altıda gece oluyordu. Annem Zonguldak’tan geldi; çantasında bir kavanoz vardı. İçinde kendi döktüğü krem renkli bir mum. “Loğusaya ışık götürülür,” dedi ve mutfak masasına koydu.

Kırk gün boyunca her akşam o mum yandı. Süleyman uyurken, ben çay içerken, Abdullah işten gelirken. Kırk günün sonunda kavanozun dibinde bir parmak mum kalmıştı. Kavanoz hâlâ duruyor.

Loğusaya ışık neden?

Anadolu’da loğusa ziyaretine eli boş gidilmez; ama ne götürüldüğü yöreye göre değişir. Zonguldak’ta annemin bildiği şey ışıktı: eskiden gaz lambası, sonra mum. Loğusanın evinde kırk gün ışığın sönmemesi gerektiğine inanılırdı; karanlığın anneyi ve bebeği “basmasından” korkulurdu.

Bugün kimse buna inanmaz. Ama sonbaharda doğum yapmış bir kadının evine bir mum götürünce yine de aynı şey olur: O ev bir akşam daha az karanlık olur. İnanç değil, bir el uzatma. “Geceler uzun; bu seninle olsun.”

Kendi mumumu dökmek

Annemin mumu bitince kendim dökmeyi öğrendim. Muammer Esat doğduğunda komşularımdan biri loğusaydı ve elimde götürecek bir şey yoktu. Mutfakta, bir tencerede, annemin tarif ettiği gibi.

Mum dökmek nakış kadar sabır istemez ama aynı sessizliği ister. Balmumu yavaş erir; acele ettirmek olmaz. Eridikçe mutfak bal kokar. Sonra kavanozun ortasına fitil, kenarından yavaşça dökülen mum, ve bekleme. Bir gece. Sabah kavanoz sertleşmiş, yüzeyi pürüzsüz, rengi krem.

İlk mumum çukur oldu; ortası çökmüş. Komşum yine de yaktı. Bir dahakine ikinci kat dökmeyi öğrendim. Sonrakiler düzgün çıktı; ama en çok o çukur olanı hatırlıyorum.

Sonbaharda mum, yazın çiçek

Yazın loğusaya çiçek gidiyor, meyve gidiyor. Sonbaharda mum. Sanırım mevsimin kendisi bunu söylüyor: Günler kısalır, ev içe döner, ışık değerlenir. Bir kavanoz mum, uzun bir akşamın ortasında küçük bir sıcaklıktır; çay bardağının yanında, bebek uyurken.

Bir de mumun sessizliği var. Çiçek konuşur, hediye paketi konuşur. Mum konuşmaz; yanar. Yeni doğum yapmış bir kadının o günlerde en çok istediği şey de çoğu zaman budur: konuşmayan bir şey.

Evde mum dökmek

  • Balmumu ya da soya mumu. Hobi dükkânından ya da arıcıdan. Balmumu kokar ve yavaş yanar; soya daha ucuz, daha kolay erir. Bebek evine parafin götürmeyin.
  • Bir kavanoz. Reçel kavanozu, çay bardağı, küçük bir seramik. Ağzı geniş olsun; fitil ortada kalsın.
  • Fitil ve bir kalem. Pamuk fitili kavanozun dibine bir damla mumla yapıştırın; üst ucunu kalemin üstünden geçirip kavanozun ağzına yatırın, dik dursun.
  • Benmari. Tencerede su, içinde küçük bir kap, içinde mum. Kaynamasın; erisin. Kokulu istiyorsanız erimiş muma birkaç damla lavanta yağı.
  • Yavaş dökün, bir gece bekleyin. Ortası çukur kalırsa ertesi gün ince bir kat daha dökün. Fitili yarım santim bırakın.
  • Kavanozun altına tarih. Küçük bir etiket; kimin loğusalığına, hangi sonbaharda.
Ocakta benmari: su dolu tencerenin içinde küçük bir kapta eriyen krem renkli balmumu, yanında pamuk fitil ve kurşun kalem
Kaynamasın; erisin. Mutfak bal kokar.
Mutfak tezgâhında yan yana üç cam kavanoz, içlerinde soğumakta olan krem mum, fitiller kalemlerle dik tutulmuş
Yavaş dökülür, bir gece beklenir.
Keten kumaşa sarılmış ve kurdeleyle bağlanmış iki kavanoz mum, yanında kuru lavanta dalı; hediye olmaya hazır
İki mum: biri kırk gün için, biri kırkıncı gün için.

Mum dökmeye vakit yoksa

Loğusa ziyareti çoğu zaman ani olur; haber gelir, ertesi gün gidilir. Bir gece mum bekletmeye vakit kalmaz. O zaman da eli boş gidilmez.

Yeni anneye bir hediye

Adını taşıyan peluş tavşan ve minik patikler, ailesine yeni bir bebeğin katıldığı anneye içten bir hediye olur.

Adını yazdırın

Kavanozun dibi

Annemin mumunun kavanozu hâlâ mutfak rafında; dibinde bir parmak krem mum, kırk günün kalıntısı. Her Ekim, hava erken kararınca ona bakıyorum. Sonra tencereyi çıkarıyorum. Bu sonbahar kimin loğusalığı var, bilmiyorum. Ama mum hazır olsun.

— Merve Çokal Doğan

Bu yazıyı paylaşın

WhatsAppFacebookXPinterest
MeşgaleSonbaharLoğusaHediye

Okurlardan sorular

Anneler soruyor, biz yanıtlıyoruz — bu yazının altında başkalarının da aklına gelebilecek sorular.

Siz de sorun

Bu yazıyla ilgili aklınıza takılanı yazarına sorun. Gerçek annelere yanıt verebilmek için WhatsApp numaranıza tek kullanımlık bir kod gönderiyoruz; numaranız hiçbir yerde görünmez.

Adınız sorunun yanında görünür; telefon numaranız yalnızca bu doğrulama için kullanılır ve şifreli saklanır. Aydınlatma metni.