Diş buğdayı: İlk dişin kutlaması ve avuca konan tahıl
Anadolu’da bir bebeğin ilk dişi haşlanmış buğdayla kutlanır: komşular çağrılır, buğday bebeğin başına dökülür, önüne konan nesnelerden birini seçmesi beklenir. Muammer Esat’ın diş buğdayında bu âdetin nereden geldiğini ve bugün bir anneye ne söylediğini düşündüm.
Yazan: Merve Çokal Doğan · · 3 dk okuma

Muammer Esat’ın ilk dişi bir Cuma sabahı çıktı. Fark eden ben değildim; annem oldu. Konya’daki evimizde kucağına aldı, alt dudağını parmağıyla indirdi ve “çıkmış,” dedi. Sonra hiç durmadan devam etti: “Buğdayı ıslatıyorum.”
Ne buğdayı olduğunu biliyordum çünkü kendi diş buğdayımın fotoğrafını görmüştüm: Zonguldak’ta, bir masanın başında, başımda buğday taneleriyle. Dört kız kardeşimin de var. Şimdi sıra oğlumdaydı.
Buğday neden?
Anadolu’nun pek çok yerinde bir bebeğin ilk dişi, haşlanmış buğdayla kutlanır. Yörede adı değişir: diş buğdayı, diş hediği, diş aşı. Buğday bir gece önceden ıslatılır, sabah haşlanır, üstüne nar, ceviz, şeker, bazen kuru üzüm serpilir. Komşular çağrılır. Bebek bir örtünün üstüne oturtulur ve buğday, bir tülbentin arasından, başının üstüne dökülür.
Neden buğday? Çünkü buğday çoğalır. Bir tane ekersin, bir başak alırsın. Eskiler ilk dişle birlikte bebeğin de böyle çoğalmasını, bereketli büyümesini dilerdi. Bir de şu: Diş, bebeğin artık yalnızca süt değil, “ekmek” yiyebileceğinin ilk işaretidir. Buğday, o eşiğin kendisidir.
Önüne konan nesneler
Âdetin en sevilen kısmı sonra gelir. Bebeğin önüne birkaç nesne dizilir: bir makas, bir kalem, bir ayna, bir kitap, bir tespih, bir para. Hangisine uzanırsa “ileride o olur” denir. Makas terzi, kalem okumuş adam, ayna güzellik, kitap âlim.
Muammer Esat kalemi seçti. Sonra kalemi bıraktı ve nar tanelerine uzandı. Annem güldü: “Bu çocuk kendi yolunu bulur.” Bugün hâlâ öyle.
Kimse bu seçime gerçekten inanmaz. Ama herkes izler ve herkes hatırlar. Çünkü o an, bir bebeğin ilk kez “bir şey seçtiği” andır. Seçtiği şey değil, seçmesi önemlidir.
Diş buğdayı bugün neden hâlâ yapılıyor?
Bunu çok düşündüm. İstanbul’a taşındıktan sonra Hamza Bera ve Mehmet Emde’nin diş buğdaylarını da yaptık; annem uzaktıydı, komşuları da yeni tanıyorduk. Yine de yaptık.
Sanırım şundan: İlk yıl bir annenin hayatında hiçbir şeyin durmadığı bir yıldır. Her hafta bir şey değişir; kilo, uyku, ses, boy. Ama hiçbiri “kutlanmaz”. Diş buğdayı, o durmayan yılın ortasında durulan tek gündür. Buğday ıslanır, komşu gelir, bebek örtünün üstüne oturur ve herkes bir an için “bak, büyüdü” der.
Kırk günü kutlarız, birinci yaşı kutlarız. Arada altı ay var. Diş buğdayı, o altı ayın ortasındaki tek bayramdır.
Evde nasıl yapılır?
- Buğdayı bir gece önce ıslatın. Bir su bardağı buğday, üstünü iki parmak geçecek su. Sabah kısık ateşte yumuşayana kadar haşlayın; nohut da katılır.
- Üstüne ne varsa. Nar taneleri, ceviz içi, kuru üzüm, biraz şeker ya da tarçın. Şart değil; annemin buğdayında yalnızca nar vardı.
- Tülbent kullanın. Buğday doğrudan değil, ince bir tülbentin arasından bebeğin başına serpilir. Gözüne kaçmaz, saçına takılmaz.
- Nesneleri kendiniz seçin. Makas ve kalem klasiktir; ama bir tespih, bir ölçü şeridi, bir kaşık, ne isterseniz. Önemli olan liste değil, bebeğin uzanışı.
- Buğdaydan bir avuç saklayın. Kurutun, küçük bir keseye koyun. Yıllar sonra o kese, diş buğdayının fotoğrafından daha çok şey anlatır.



Buğdayla birlikte saklanacaklar
Diş buğdayından bir avuç saklarız; ilk dişin kendisi düştüğünde onu da saklarız. Hastane bilekliği, ilk saç teli, ilk diş. İlk yılın küçük şeyleri hep bir yere konmak ister ve çoğu zaman o yer bir çekmecenin köşesi olur.
Küçük günlerine gülümseyen bir dost
Göğsünde adı olan neşeli mini peluş dinozor, bebek odasına oyun dolu bir dokunuş katar.
Nar taneleri
Muammer Esat büyüdü; kalemle de arası iyi, narla da. Diş buğdayının fotoğrafında başında buğday taneleriyle bir örtünün üstünde oturuyor ve eli nara uzanmış. Annemin sesi hâlâ kulağımda: “Bu çocuk kendi yolunu bulur.” Buldu.
— Merve Çokal Doğan
Okurlardan sorular
Anneler soruyor, biz yanıtlıyoruz — bu yazının altında başkalarının da aklına gelebilecek sorular.
Siz de sorun
Bu yazıyla ilgili aklınıza takılanı yazarına sorun. Gerçek annelere yanıt verebilmek için WhatsApp numaranıza tek kullanımlık bir kod gönderiyoruz; numaranız hiçbir yerde görünmez.
Okumaya devam edin

Âdetler & Gelenekler
Mevlit şekeri ve tül keseler: Bebeğin mevlidini evde hazırlamak
Badem şekeri, lokum tabağı, şerbet ve kapıda bir isim: Hamza Bera’nın mevlidini babaannesiyle annemin nasıl hazırladığını, keseleri kimin bağladığını ve evde mevlit yapacak bir anneye ne söyleyeceğimi yazdım.
· 3 dk okuma

Âdetler & Gelenekler
İlk süt dişi düştüğünde: Damdan kutuya, Anadolu’nun diş âdetleri
Bir çocuğun ilk süt dişi düştüğünde eskiden ne yapılırdı, bugün ne yapılıyor? Dama atılan dişten diş perisine, oradan adı yazılı bir hatıra kutusuna: Süleyman Taha’nın ilk dişiyle öğrendiklerim.
· 3 dk okuma

Âdetler & Gelenekler
Kırkı çıkmak: Bebeğin ilk kırk gününün eski âdetleri
Kırk suyu, kırk uçurma, loğusa şerbeti, kapıya asılan kırmızı kurdele… Anadolu’da bir bebeğin ilk kırk günü her zaman ayrı bir zamandı. Bu âdetler nereden geliyor, bugün hâlâ neden yapılıyor ve modern bir anne bunlardan ne alabilir?
· 4 dk okuma